Hikayenin Fotografı

Her hikayenin fotografı olmaz derler...Aslında, hepsinin var...

23 Eylül 2009 Çarşamba



Yeşilköy’de, dershanenin öğle molasında, yemek yemeye giderken, yolumun
üzerindeki ahşap evin penceresinde bu teyze vardı. Bütün eğlencesi ve dünyası o
pencere. Hiç tanımadığı insanlara seslenirdi oradan, onlarla konuşmak isterdi.
İlaçları ve özellikle mor çiçeği yanından eksik olmazdı.

Yine üzerinde oynadığım
bir fotoğraf bu. Zamanı geri alabilsek, büyük bir tadilatla, yeniden, -bu sefer
bütün acılardan arınmış bir biçimde- kurabilir miydik hayatımızı?

Fotoğrafını çekerken izin istemiştim. “Ne yapacaksın beni çekip de
oğlum?” demişti. Ben de “ çekmek istiyorum çünkü güzel bakıyorsunuz buradan”
deyince, objektifime bakıvermişti yorgun gözleriyle.

Çalıştığım muhitten
ayrıldıktan aylar sonra tekrar bu ahşap evin önünden geçtiğimde, evin o meşhur
penceresi kapalıydı. Teyze yoktu. Üstüne üstlük, kapalı pencerenin camı da
kırılmıştı. Bir daha o teyzeyi gören olmadı. Ahşap evde ise-şimdilik- oturan
yok…

Hiç yorum yok: