Hikayenin Fotografı

Her hikayenin fotografı olmaz derler...Aslında, hepsinin var...

17 Aralık 2010 Cuma




Batılıların 'Ölüler Şehri' demeyi de sevdiği-ki ölümden bu derece korkunca böyle denir tabiki- ama benim bu adlandırmaya katılmadığım Varanasi'den ayrılmak üzereyiz. Hostelimize boşu boşuna para ödememek için 4 saatlik bir tren bekleyiş süremiz de olsa, ağızına kadar dolu, ağır sırt çantalarımızla, boğan sıcakta, sokaklarda avare avare dolaşmaya hazırdık. Sonra karnımız acıktı. Kale kapısı gibi bir kapıdan,bir mekana girdik. Pizza sparişi verdik (taş fırında). Zaten burada yemekler geç pişior. Yemeğimizi beklerken, bu inek de mekanımızda beklemekteydi. Hemen ileride köhne, metruk halde bir tapınak vardı ve sanırım bu inek gibi birkaç inek bu tapınağa bekçilik ediyordu.

4 yorum:

Efsa dedi ki...

Genellikle boğalar için ölüm ötesi tabiri çok sık kullanılır. Belki de bu nedenle kapıda bekçilik yapıyorlardı.

malikocas dedi ki...

dokuları ve kompozisyonu ile harika bir fotoğraf...
sadece bir an keşke boğanın gözlerinde bir pırıltı falan olsa hani dedim ama sanırım ışık çok yetersizdi.

Kali Rind dedi ki...

hatırlamıyorum, uyuyor da olabilirdi...tek bir kare, ve çektim. sonradan aman açıyı yakalamam lazım gibi bir derde düşmedim, gördüm, bir kez deklanşöre dokundum, çektim, gittim. :)

antisiz dedi ki...

o kazık onu tutmaz, istese kaçabilir...